Ana sayfa
10
10.09

Karizma nedir


Günümüzde “karizma” kelimesi herhangi birinin ne kadar havalı olduğunu dile getirmek ya da buna benzer ifadeler için kullanılır. Oysaki bu kelimenin anlamı bu kadar basit değildir.

Sokakta yürürken giyimi kuşamı iyi, bakımlı, göze hoş görünen kişileri gördüğümüzde bu günlerde genelde “karizmatik” kelimesini kullanıyoruz. Fakat karizmatik olmak bu kadar kolay değil. Karizma, en pahalı markalardan ayakkabılar, kıyafetler giymek ya da en iyi kuaföre gidip görkemli bir saça sahip olmaktan ibaret değil. Peki nedir bu karizma?

“Karizma”, Yunanca kökenli, “ihsan edilmiş, bağışlanmış, ilahi ilham” anlamlarına gelen bir kelime. Eğer bir kişi daha çok icraatleriyle öne çıkıyor, az ve öz konuşuyor, liderlik özelliklerine ve bunlara benzer niteliklere sahipse karizmatiktir. Örneğin Mustafa Kemal Atatürk karizmatik bir liderdir. Karizmatik lider, gerektiğinde kendini davası için feda edebilen, risk alabilen, inançların doğruluğuna ikna edebilen, olağanüstü yeteneklere ve yüksek özgüvene sahip, etkileyici ve baskın kişidir. Aslında karizma bir paragrafta anlatılabilecek kadar kapsamsız bir kelime değil. Daha ayrıntılı bilgiyi bu sayfadan edinebilirsiniz.

Bu kelimeyi kullanırken bir kez daha düşünmenizi sağlayabildiysem ne mutlu bana. :)

12
09.09

Suyun gizli mesajı


Japon bilim adamı Masaru Emoto, bir gün evde otururken canı çok sıkılmış ve ben şu suyu hat safhada bir soğutayım da bir bakayım su kristallerine demiş. Bununla da yetinmemiş, her su kristaline ayrı ayrı kelimeler söylemiş. Sonucunda da aldıkları şekilleri incelemiş.

Masaru Emoto, su kristallerinin mucizesini keşfeden kişinin ta kendisidir. Emoto, su kristallerinin söylenen sözcüğe ya da söz öbeğine göre şekil aldığını keşfetmiş. Su kristallerine hakaret ettiğinde ya da kötü sözler söylediğinde kristallerin berbat bir şekil aldığını, hatta şekil alamadığını görmüş. Su kristallerine iltifat ettiğinde ise mükemmel derecede hoş bir görüntüyle karşılaşmış.

Emoto, insan vücudunun büyük bir kısmı su olduğu için, su kristallerinin aldığı şeklin insan hayatını etkilediğini söylüyor. Şöyle ki, eğer size sürekli hakaret eden bir çevreniz varsa su kristalleriniz iğrenç bir görünüm alıyor. Bu da sizin hayatınızı olumsuz etkiliyor. Fakat size sürekli güzel sözler söyleyen kişiler tanıyorsanız işte bu hayatınızı olumlu etkiliyor. Bu sizin kendiniz için de geçerli. Kendinizle barışık değilseniz ve sürekli kendinizle kavga halindeyseniz su kristalleriniz olumsuz yönde etkileniyor. Kendinize iltifat ettiğinizde ise olumlu etkilenerek fevkalade bir görünüm alıyor. Peki ne tür sözler bunlar?

Masaru Emoto, deneyinde birçok su kristali kullanmış ve bu kristallerin her birine farklı sözler söylemiş veya bir kağıda yazıp yanına yapıştırmış. Örneğin; sürekli  “çirkin” denen bir su kristali çok kötü bir görünüm alırken, “sevgi” ya da “minnettarlık” gibi güzel sözcükler söylenen su kristalleri harikulade görünüm kazanmış. Emoto, güzel sözler söylediği su kristalleri ile çiçek açmayan bir bitkiyi sulamış ve bu bitkinin çiçek açtığını görmüş. Bu örnek aslında her şeyi açıklıyor. Olumlu düşünerek, güzel sözler söylerek birçok hastalığı yenebilirsiniz. Daha neşeli bir yaşam sürebilirsiniz.

İnsan vücudunun yaklaşık üçte biri sudur. Bu bilgiyi göz önüne aldığımızda su kristallerinin hayatımızda ne kadar önem taşıdığını anlayabiliriz. Çevrenizdekilere iltifat ettiğinizde sadece çevrenizdekilerin su kristalleri değil sizin de su kristalleriniz etkilenecektir. Yani iltifat edin, güzel sözler söyleyin, su kristallerinize can verin.

Konu hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için Masaru Emoto’nun Suyun Gizli Mesajı kitabını okuyabilirsiniz.

Ek bilgi: İstiklal Marşı’nın su kristalinin görünümünü nasıl etkilediğine dair bir video buldum. Bu linkte diğer marşlar da var.

  Genel
05
09.09

“Bye Bye” Türkçe


Oktay Sinanoğlu, bertaraf edilen Türkçenin durumunu, kitabının adına “Bye Bye Türkçe” diyerek çok güzel anlatmış.

Türkçe son zamanlarda Türkçe olmaktan çıktı. Özellikle internet ortamında yazılan yazılarda bu durum alenen görülebiliyor. Şimdiki gençler Türkçeyi, azcık ucundan bildikleri İngilizceleriyle birleştirerek karizmatik olduklarını sanıyorlar. Çoğu sesli harfi kullanmayarak birilerini etkilediklerini düşünüyorlar. Kimisi yazısında Türkçe kelimelerin arasına İngilizce kelimeler sıkıştırıyor, kimisi “ç” yerine “ch” ya da “ş” yerine “sh” yazıyor. Hatta “k” yerine “q” yazanı bile var. Gerçekten büyük başarı. Nasıl da yazıyorsunuz öyle, tebrikler.

Bir ulusun resmi dili o ulusun benliğidir. Bunu sadece Türkçe için söylemiyorum, her ulus için geçerli. Bir ulus dilini kaybettiğinde parçalanmaya başlamış demektir. Türkçenin ne halde olduğunu anlamak için sokaklara inip tabelalara bakmak yeterli hale geldi. Yakında İngilizce bilmeyen biri Türkiye’de gitmek istediği yere gidemeyecek hale gelecek. Üstelik şimdi bir de Türkçe yazıp İngiliz alfabesi kullananlar var. Umarım durumun farkındasınızdır.

Farkında olamayanlar için şöyle bir alıntı, durumu farkettirebilir sanırım:

Yıl: 1965
“Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle ‘akşam-ı şerifleriniz hayrolsun’ dedim.

Yıl: 1975
“Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Ne yapacağıma karar veremedim heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle ‘iyi akşamlar’ dedim..”

Yıl: 1985
“Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım. Nitekim ne yapacağıma hükûm veremedim heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle ‘hayırlı akşamlar’ dedim.”

Yıl: 1995
“Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Fenâ hâlde kal geldi yâni. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor bu iş tamamdır dedim. Manitayı tavlamak için doğruldum artistik bir sesle ‘selâm’ dedim.”

Yıl: 2006
“Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni. Oğlum bu iş bizi kasar dedim fenâ göçeriz dedim enjoy durumları yâni. Ama concon muyum ki ben baktım ki o da bana kesik. Sarıl oğlum dedim bu manita senin. ‘Hav ar yu yavrum?’”

Yıl: 2026
“Ven ay vaz si hör ben çok yâni öyle işte birden… Off ay dont nov âbi ya… Ama o da bana öyle baktı if so âşık len bu manita.. ‘Hay beybi..’”

Türkçenin durumu ortada. Lütfen Türkçe konuşun ve Türkçe yazarken Türkçe harfler kullanın. İngiliz alfabesindeki harfleri kullanarak Türkçe yazmak size hiçbir şekilde karizma kazandırmaz.

  Genel

  • Sitemi nasıl buldunuz?

    Sonuçlar

    Loading ... Loading ...


Son yorumlar

Son yazılar

Twitter

Wordpress'i seviyoruz
Tasarım: Turgut Sarıçam
Tüm hakları saklıdır. Kimse bulamaz.