Ana sayfa
09
04.11

Nerede o eski…


Bugün iki kez Kızılay’a yolum düştü. Yapmam gerekenler sebebiyle biraz dolaştım. Bu dolaşma sürecinde daha önce pek dikkat etmediğim fakat bugün gözüme çok fazla batan şeyler gözlemledim.

Bugün insanlara çok dikkatli baktım. Aslında insanlar demek doğru olmayabilir, “insan” desek daha doğru. Peki neden “insan”? Çünkü artık öyle bir hale gelmiş ki toplum, insanlar tek tip giyinip tek tip konuşmaya başlamış. Cinsiyetim dolayısıyla kızlar daha çok gözüme battı. Fark ettim ki hemen hemen hepsi, belli bir eğitim seviyesindeki kızlar, tabiri caizse “kokoş” olmuş. Sözde modaya uymuşlar. Aşırı derecede makyaj yapmışlar. Bir kokteyle, bir kutlamaya gidercesine süslenip saçlarını yapmak için saatlerini harcamışlar. Bunların sonunda da kendilerini Tunalı’lara Kızılay’lara atmışlar. Saç falan demişken “apaçi”leri de unutmayalım. Moda diye giydikleri kalça kısmı şalvarımsı, paçaları dar kesim kotları olsun, saatlerce uğraştıkları saçları olsun, yaka bağır açık gezmeleri olsun… Evet onlar “apaçi”. Bir de “emo”lar var. Yakında bunun gibi birkaç kategori daha çıkar. Böylece herkesi kategorilendirmiş, sınıflara ayırmış oluruz.

Türk toplumu olarak yavaş yavaş istenilen kıvama geliyoruz. İnsanların moda zannettiği şey yavaş yavaş özentiliğe kayıyor. İnsanlar saçlarıyla, giyim kuşamlarıyla daha fazla vakit geçirmeye başlıyor. “Emo” denilen tip hayatını köşelerde duygusallığını dışa vurmakla geçiriyor. Başka bir deyişle, toplum olarak boş işlerin adamları haline geliyoruz.

Velhasıl, bir hafta sonu Kızılay’da dolaşıp toplumumuzun geldiği noktaya şahit oldum. Sanırım artık eskilerin “Nerede o eski…” diye başlayan sözlerine daha çok hak veriyorum.

  Genel
  
15
07.10

Alışveriş Merkezleri


Alışveriş MerkeziAlışveriş merkezleri son yıllarda, sözde gelişiyoruz ya işte o yüzden, bir grip salgını gibi yayılmaya başladı. Ankara’da yaşadığım için Ankara’dakilerden örnek vereceğim. Sadece Eskişehir yolu üzerinde Armada, Via Life, Cepa ve Kentpark olmak üzere tam 4 tane alışveriş merkezi var. Cepa ile Kentpark, Armada ile de Via Life dip dibe.

Son günlerde alışveriş merkezlerine işim çok düştü. Elektroworld ve Mediamarkt gibi teknoloji aletleri satan mağazalar her yerde bulunmuyor. Her neyse. Bu taş yapılarda ilgilimi çeken ilk şey neredeyse hiçbir mağazanın Türkçe adının olmaması, hadi adını geçelim, vitrinlerin camındaki yazıların dahi İngilizce olması. Mesela “%25 indirim” yazmıyorlar, “sale 25%” yazıyorlar. Sadece bu değil tabi İngilizce olan. Geri kalan yazılar da İngilizce. Fakat artık onlara alıştık, dikkatimizi çekmiyor(!).

Anlamadığım bir diğer nokta ise insanların sırf dolaşmak için alışveriş merkezine gitmesi. Sırf dolaşmak diyorum, çünkü alışveriş merkezine gidip alışveriş yapan insan nadir. Mağazalardaki çalışanlar sürekli vitrinlerin camlarını silip duruyorlar.

Son olarak da insanlar neden taş bir yapının içine tıkılıp kalır onu anlamıyorum. Alışveriş merkezlerinin koridorları resmen tavanı olan birer sokak haline gelmiş. Bazı çocuklar patenlerini, kaykaylarını getirip alışveriş merkezinin koridorlarında eğlenmeye çalışıyorlar. Bazı insanlar koridordaki bir koltuğa oturup saatlerce gazete okuyor. Yeşil olan şeyler sadece vitrinlerdeki kıyafetler. İnsanlar doğadan kaçıyor. Zaten büyük şehirde doğaya dair pek bir şey yok, bir de gidip alışveriş merkezlerine tıkılıyorlar.

Gelişmişlik bu olsa gerek. Teşekkürler.

11
07.10

Flixster Nedir?


FlixsterBu yazımda Flixster‘ın Facebook uygulamasından bahsedeceğim. Uygulamanın adı Movies, yani filmler.

Bu uygulama sayesinde filmlerin tanıtımlarını izleyebiliyor, filmi izleyen diğer kişilerin film hakkında ne düşündüklerini puanlama sistemi yardımıyla görebiliyor, filmleri puanlayabiliyor, arkadaşlarınızın izlediği filmleri görebiliyor, filmlerle ilgili çeşitli anketler ve testler çözebiliyor ve daha birçok şey yapabiliyorsunuz.

Uygulama çok iyi bir film veritabanına sahip. Hemen hemen her filmi bulabiliyor ve bu filmlerin konularını okuyup tanıtımlarını izleyebiliyor, hangi aktörlerin rol aldığını, hangi filmin vizyonda olduğunu, hangi filmin vizyona gireceğini, vizyona giriş tarihini ve son zamanlarda hangi filmin DVD’sinin çıktığını görebiliyorsunuz. Filmin diğer kullanıcılar tarafından kaç puan aldığını görebiliyor ve film hakkındaki yorumları okuyabiliyorsunuz. Tabi ki siz de yorum yazabiliyor ve filme puan verebiliyorsunuz.

Uygulamanın en güzel özelliklerinden biri de arkadaşlarınızın filmler hakkında ne düşündüklerini bilmek. Film ile ilgili bilgilerin yer aldığı sayfada, daha önce filmi izlemiş ve değerlendirmiş arkadaşlarınız varsa, onların değerlendirmelerini görebiliyorsunuz.

Uygulamayı eğlenceli kılan bir başka özellik ise arkadaşlarınızın ve sizin ne kadar benzer tarzda film sevdiğinizi göstermesi. Uygulamanın uyumluluk sayfasında sizin ve arkadaşınızın değerlendirdiği ortak filmleri ve filmlere verdiğiniz puanları kategorilendirilmiş biçimde görebiliyorsunuz. Her arkadaşınız için ayrı bir sayfa mevcut. Bu özellik sayesinde film zevklerinizin benzer olduğu arkadaşlarınızın izlediği filmleri öneri olarak alıp izleyebilirsiniz.

Uygulama sayesinde bir takım testlere ve anketlere katılabileceğinizi söylemiştim. Uygulamada kullanıcılar tarafından da oluşturulabilen test ve anketlere de yer verilmiş. Tabi ki onlar da filmler ve dizilerle alakalı. Beyaz perdeyle ne kadar ilgili olduğunuzu bu testlere katılarak görebiliyor ve arkadaşlarınıza meydan okuyabiliyorsunuz.

Uygulamanın özellikleri hemen hemen bunlar. Birkaç özelliğe siz keşfedesiniz diye değinmedim. :)

İzlemek için film bulamadığınız zaman uygulama gerçekten çok yardımcı oluyor. Facebook’taki arkadaşlarımın sadece yüzde yirmiye yakını bu uygulamayı kullanıyor. Uygulamanın Türkler arasında yaygınlaşması gerçekten güzel olurdu. Uygulamanın İngilizce olması yaygın olmamasının en büyük sebebi sanırım. Tabi çok da yaygınlaşmaması iyi olur. :)

  • Sitemi nasıl buldunuz?

    Sonuçlar

    Loading ... Loading ...


Son yorumlar

Son yazılar

Twitter

Wordpress'i seviyoruz
Tasarım: Turgut Sarıçam
Tüm hakları saklıdır. Kimse bulamaz.